Biri şöyle konuştu: Gece yarısını çığlık çığlık bölen Hüzzam taksimlerle gelirim sana..işitir,ağlar mısın?
Şafak vakti Uşşak’la,Hüseynî ve Sabâ ile;Ney sesi olarak hıçkırırım kulak tozunda..yüreğini dağlar mısın?
Cemil Beğ şânında bir Tambur,bir Kemençe gibi kıvranarak seslenirim gönlüne..gönül feryadlarımı duyar, titrer misin?
Bir Ud, bir Rebab, bir Santur gibi çağlar ötesinden yankılanan bir küçücük tınlamayla, bir anlık ürperiş ve çınlamayla beni cevaplar mısın?
Beriki, cevapladı:
Bütün Hüzzam taksimler,bana rast gelir;bende bütün makamlar Rast olur.Sen sanırsın ki seslenen,sensin.
Uşşak da,Hüzzam da…Hüseynî ve Sabâ da benden çıkıp,sende yankılanan birer “Ah!” sesinden başka şeyler değildir.Tambur dediğin,Ud bildiğin…Kemençe veyâ Rebab diye bellediğin de Ney’den başkası değildir.
Asıl, sen beni anlar mısın?
Rıza Tekin Uğurel