EĞER gönül bahçesine girersen;
Gül gibi güzel kokarsın,
Melek gibi; göklere uçarsın
Yüzün Ay’a döner.
Yağ gibi seni yaksa bile
Aydınlık kesilirsin;
Gamdan, kıla dönersin amma
Mum gibi, meclislerin
Başına geçersin; orayı
Apaydınlık edersin!
Hem mülk olursun
Hem sultan!
Hem cennet olursun
Hem Rıdvan!
Hem gök olursun
Hem îman!
Hem arslan kesilirsin,
Hem ceylân!
Mekândan çıkar,
Lâmekâna gidersin!
Kendinden ayrılır;…
Tek ü tenhâ yol alır;
Bineksiz ayaksız
Tıpkı deredeki su gibi
Yürür, yürürsün!
İçindeki hevâ ve hevesi bırakır,
Bomboş kesilirsin,
Soluksuz, dirilirsin;
Diri kalırsın.
Artık Yâ Hû denizine gark olursun
Şu hâlinle Yâ Hû demekten
Vazgeçersin!
Her eve pencere olursun sen,
Her bağa gül bahçesi…
Senlikten geçtin mi;
Varlığını terk ettin mi,
Benimle olmadan
Ben olursun sen!
Artık aydınlık istemezsin,
Kendinden müstağnî kalır;
Can bağışlarsın,
Her derde derman verirsin;
Yarana merhem aramazsın,
Yaralara merhem olursun sen!
Hz. MEVLÂNÂ, DÎVÂN-I KEBÎR’den