Dâvet edildiğimiz yere, çağrıldığımız saatten ne çok evvel ne de çok geç gitmemeğe gayret etmeliyiz.
Misâfirlerimize ikram esnâsında pasta tabaklarına çörek börek gibi ikram maddelerinin konulmamasını ve misâfirlerin önüne boş tabak vererek ev sâhibinin ikrâmı hâvî servis tabağını tutarak misâfirin istediği miktarda almasını bilmemiz gerekir.
Nikâhlara, doğum tebriklerine küçük çocuk götürmemiz ayıptır.
Çocuklarımızın büyüklerine saygı göstermelerine dikkat şarttır. Bu sûretle çocuklarımıza istikbâlleri için ciddî ve müessir bir yatırım yaptığımızı bilmemiz lâzımdır. Bugün evlâtlarımıza gevşek ve zayıf davranacak olursak, onlara dostluk değil, düşmanlık ettiğimizi bilmemiz gerek.
Çocuklarımızın, behemehâl ana-baba hâkimiyetini hissetmelerini ve başı boş kalmadıklarını idrâk etmeleri kendi menfaatleri îcâbıdır.
Zîra çocuk ebeveyni tarafından sâhiplenilmiş ve bir otoritenin temînâtı altında olduğunu bilmiş olursa ancak o zaman mes’ud olur.
Çocuğun her çeşit kaprisi yerine getirilmez. Ama mâkûl isteklerine de hayır denmez.
Çocuğu itaate ve peki demeye alıştırmak, evlâdlarımızın geleceği için ve hayat boyu karşılaşabilecekleri zorlukları yenmeğe, onlara şuurla sabretmeğe ve tahammül eylemeğe alıştırmak demek olduğundan bu disiplinin onun şahsiyet hudûduna tecâvüz olmayıp bir karakter şekillenmesine yardım demek olduğu unutulmamalıdır.
Âilenin, evlâdların yapısına gösterdiği ihtimâmın mânevî yapısına da göstermedikçe analık-babalık vazîfesini tam yapmış olamaz.
Türkiye’de ve bütün dünyâda yetişmiş insan tipini cemiyete hâkim kılmak için, işe âile ocağından başlanacağını unutmamak îcâb eder.
17 Ocak 1986-Sâmiha Ayverdi