Mesnevî-i Şerîf’ten şu parça okundu. Hilkatten gaye Âdem idi, fakat Cenâb-ı Hak önce âlemi yarattı ve bu âlem binâsı kemâlini bulduktan sonradır ki Âdem’i zuhûr ettirdi. Demek ki bâtında murâd olan şey, amelden sonra zuhûra geliyor. Meselâ amel kıldın, ağaç diktin, ama meyveyi yemek fikri evvel oldu. Çünkü ağaçtan maksut, meyvedir. İşte bundan da anlaşılıyor ki cümle âlem hemen insandan ibârettir.
–“Evet,gerçi bu âlem,Resûlullah’(s.a.)dan evvel zuhur etti.Fakat kâinattan maksut ve mânâ odur. İşte: Ben idim ferzende-i âlem ama babamdan evvel oldum ben! Sözünün mânâsı budur. Rûh-ı Muhammedî, bu hilkatten evvel mevcut idi. Kâinat ise ona hazırlıktan ibârettir. Evet, ağacın dikilmesi, dalı budağı, yaprağı, çiçeği meyveye takaddüm eder. Fakat o dal budaktan maksat meyvedir. İşte Resûlullah’tan evvel zuhûra gelmiş şu mevcûdattan da murat Rûh-ı Muhammedî’dir.”