Bir kimsenin, henüz tahakkuk etmemiş bir işe olmuş ve netîcelenmiş nazariyle bakıp o tarzda konuşması üzerine:
-“Ceddimden, Resûlullah’tan aldığım terbiye gereğince, bir şey olmadan, vukua gelmeden evvel, ona olmuş nazarıyle bakmam.
Manastır Maârif Müdürü bulunduğum zaman henüz yirmi bir yaşında idim.
İstanbul’a gideceğim vakit arabayı kapıya getirtir, maiyetimi çağırır, Allah’a ısmarladık, ben İstanbul’a gidiyorum, derdim. Hareketimden evvel hiç kimsenin mâlûmâtı olmazdı.
Bir şey tahakkuk safhasına girmeden etrâfı dağdağaya vermek âdetim değildir.
Fakat yakınlarım bu meşrebime alışamadılar.
Bir işi olmadan evvel açığa vurmaktan bir çok sebeplerden dolayı korkarım.
Meselâ, olabilir ki o iş hakkında biri çıkıp: Oldu, bitti ve netîcelendi artık! Diye bir emniyet gösterir. İşte ben bu emniyetten korkarım.”